Sığınmacılığın ilk adımı: Hayatı askıya almak

Viyana'da yaşayan ve birçok romana imza atan yazar Hüseyin A. Şimşek’den yeni bir eser. Şimşek'in ilk kitap olarak 13’üncü, roman olarak ise 5’inci eseri olan ‘Askıda Hayatlar’, FAM Yayınları tarafından yayımlandı. Romanın içeriğini oluşturan olaylar örgüsü, ağırlıkla sığınmacılarla ilgili ve Viyana’da geçiyor.

VİYANA. Yazar Hüseyin A. Şimşek’in beşinci romanı, FAM Yayınevi tarafından “Askıda Hayatlar” adıyla yayımlandı. Romanın ana karakteri, Türkiye’den Viyana’ya kaçmak zorunda kalan foto muhabiri Mert’tir. Fotoğraf sanatçısı Emine Başa tarafından kaleme alınmış arka kapak yazısı, Şimşek’in bu yeni romanını şu cümleler ile aslında çok iyi anlatıyor:

„Çok ani ve üzücü gelişmeler nedeniyle yurt dışına kaçar. Hesabında kesinlikle böyle bir şey yoktur. Genç adam, iltica başvurusu kabul edilene kadar ciddi duygusal ve zihinsel kırılmalar yaşar. Tüm sevdiklerini ve alışkanlıklarını İstanbul’da bırakarak, yabancı bir ülkede, dilini bilmediği yeni bir toplumda yaşamak zorundadır.

Yazar, Mert’in kalbinde, beyninde ve dış dünyayla olan ilişkilerinde gezinir sürekli. Genç adamın deneyimlerini yoğun bir duygu ve düşünce aktarımıyla anlatır. Mert’in iç konuşmaları, duygusal iniş çıkışları, entelektüel çelişkileri, içe kapanması… Hepsini özenle ve ilmek ilmek örülmüş bir anlatımla okuyoruz. Dilsiz olmanın, hatta adeta yaşamayı bırakmanın, hayatı askıya almanın ne demek olduğunu hisseder, yaşarız. Çoğu sayfada boğazımız düğümlenir ve gözlerimiz dolar. Dilini bilmedikleri ülkelere göç etmek zorunda bırakılan insanların travmasını, çok derinden ve çok iyi anlarız. Dolayısıyla bu romanın, göçmenlere karşı önyargıları kıran bir yanı da var.

Çok ani gelişen gelişmelerin yurt dışına savurduğu Mert, yabancısı oladuğu bir ülke ve toplumdaki yalnızlığını nasıl yenecektir? Adım adım, ancak bir kadına ve yeni bir aşka tutunarak bu zor dönemi aşabileceğini düşünme eğilimi içinde girer. Roman, bir yabancının aşkı arayışının da hikâyesi aynı zamanda. Topraklarından sürülen birinin bu denli derin hüznünü de ancak bir aşk hafifletebilirdi! Mert’i bu eğilim içine sürükleyen bir tesadüf ediştir; bir sabah, Alte Donau (Eski Tuna) kıyısında bir kadınla muhattap oluşudur. Onları birbirine fark ettiren ise bir köpektir. Küçük, inatçı ve tatlı bir köpek! Mert o karşılaşmadan sonra, kadına kendice bir isim verir: “Kızıl Saçlı, Çifte Köpekli Kadın!”

Romanın ana temalarından biri Tuna’dır. Mert sık sık Tuna kıyılarına gider. Bazen yürür, bazen bisiklet sürer. Tuna’nın, Karadeniz’e döküldüğünü o da biliyordur. Karadeniz’e dökülen bu nehrin sularını, hayalen İstanbul Boğazı’na da ulaştırır. Böylece, Viyana ile İstanbul arasında, Tuna’yla hayali bir köprü inşa eder. Bu kadim nehrin sularına -İstanbul Boğazı’na ve dolayısıyla İstanbul’a ulaştırılsın istediği- yürek burkan sözcükler, cümleler fısıldar.

Bu roman aynı zamanda Viyana için bir gezi rehberi. Bulvarlar, caddeler, ara sokaklar, meydanlar, pazar yerleri, tarihi yapılar, restoran ve cafe barlar, metro istasyonları… Bugüne kadar gidip, gezip, görmemişseniz, Viyana’nın nasıl da canlı, yaşayan bir şehir olduğunu anlarsınız. Yazar, her şeyi büyük bir gözlem gücüyle aktarıyor.

Yoğun göç hareketlerinin yaşandığı bir dönemde yaşıyoruz. Böyle zor bir zamanda, sığınmacı Mert’in hikâyesini akıcı bir dil ve müthiş bir kurguyla aktaran yazar, birbirimizi anlamanın bir yolunu sunuyor.“

Deutsch > Das Leben hängt am Haken
……………………………………….
Kitap: Askıda Hayatlar
Yazar: Hüseyin A. Şimşek
Yayınevi: FAM Yayınları
ISBN: 978-605-5293-95-6
E-mail: fam@famyayinlari.com

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"
Cookie Consent mit Real Cookie Banner