Türk-İslam derneklerine mali baskın: “Kara koyun tüm gönüllü çalışmaların imajına zarar veriyor!”

Kâr amacı gütmeyen derneklerin resmi olarak kültür merkezleri veya camileri işlettiği, ancak gerçekte ticari faaliyetlerde bulunduğu ortaya çıktı. Vergiler ve harçların bu yolla doğru bir şekilde ödenmediği iddia edildi.

VİYANA- Maliye Bakanlığı tarafından, Avusturya’daki Türk-İslam derneklerine mali polis tarafından baskınlar düzenlendi. Baskınlar sonucunda, incelenen derneklerde „ağır suiistimal“ ortaya çıktı. Kâr amacı gütmeyen derneklerin resmi olarak kültür merkezleri veya camileri işlettiği, ancak gerçekte ticari faaliyetlerde bulunduğu, ancak rapor etmediği belirlendi. Maliye Bakanı Gernot Blümel’in (ÖVP) açıklamasına göre, bu yolla, vergi ve harçlar doğru ödenmedi. Maliye, ek taleplerle birlikte milyonlar hesapladı.

Bakanlık, Avusturya İslam Yasası’nda yer alan dış finansman yasağı nedeniyle 2019 yılının ilk yarısından itibaren Türk-İslam alanında toplam dört çatı kuruluştan 211 dernek ve kuruluşun, Kültür Ofisi adına incelemeye alındığını belirtti. Maliye Bakanlığı’na göre, tüm bunlar vergi avantajı sağlayabilmek için, yıllarca hayırseverlik statüsü altında gerçekleştirildi. Dernek adı altında restoranlar, etkinlikler, cenazeler veya eğitim kurumları fiilen işletildi. Örneğin, ticari olarak düğünler ve haclar fiilen düzenlendi ve organize edildi.

Avusturya’dan gelen paranın yurt dışına akması için, burada yapıların seçilmesinin ve kullanılmasının doğru olmadığını vurgulayan Blümel, „Sonuç olarak, incelediğimiz şirketlerin yüzde 40’ından, tüzükteki ciddi eksiklikler nedeniyle, kâr amacı gütmeyen statüsünün geri çekilmesine şimdiden başladık“ dedi. Normalde her yıl kontrol edilen 200 ila 300 kulübün yüzde 1.5’i bu tür geri çekilmelere sahip. Daha sonra kulüpler tüm ticari faaliyetleri için tam vergi yükümlülüğü ile karşı karşıya kalırlar.

Blümel: Kendilerine bir “bağış pelerini” buldular

Araştırmacılar, dernekler arasındaki söz birliği nedeniyle, burada bilinçli bir sistem olduğunu düşünüyorlar. Araştırmacıların bu varsayımları üzerine açıklama yapan Maliye bakanı, „Tüm bu eksiklikler ve tutarsızlıklar, çoğu durumda vergi avantajlarının iddia edildiği gibi hayır kurumu statüsüyle gerekçelendirilmediğini gösteriyor. Vergi avantajlarından yararlanabilmek için kendilerine bir “bağış pelerini” buldular.“ dedi.

Sadece makbuzlar ve kayıtlarda boşluklar olduğu ortaya çıkarıldı. Mali yetkililer, kontrol edilen derneklerin pek çoğunun yetersiz tüzüğünde, Avusturya’dan Türkiye’deki vakıflara sermaye çıkışına imkân veren aynı geçişi sürekli olarak içerdiğini de fark etti. Ancak yasal olarak, dernek feshedildiğinde mevcut sermaye Avusturya’da kalmalıdır diyen Blümel, „Avusturya’dan gelen paranın yurt dışına akması için burada yapılar seçilirse, bu doğru değildir. Kara koyun tüm gönüllü çalışmaların imajına zarar veriyor!“ diyerek kurumlara uyarıda bulundu.

BKA/Andy Wenzel

Raab: Bu dernek ağlarını ortaya çıkarmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk

Entegrasyon Bakanı Susanne Raab (ÖVP) ise, „Avusturya’daki Türk-İslam derneklerinin Avusturya yasalarını atlatmak için bilinçli olarak bu yapıları seçmeleri, yasanın tüm ciddiyeti ile engellenmelidir.“ sözleriyle denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğine yönelik talebini yineledi. Şu anda ortaya çıkarılan entrikaların, bu dernek ağlarını tamamen ortaya çıkarmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirten Raab, kurumlara „Türk dernek ağlarına yönelik bu darbe, Avusturya’daki Türk-İslam derneklerinin faaliyet gösterdiği küstahlığı ve Türkiye ile Avusturya’daki dernekler arasındaki para akışının ne kadar belirgin olduğunu bir kez daha gösteriyor“ sözleriyle sert tepki gösterdi.

Görünürde İslam Federasyonu ama aslında aynı zamanda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genişletilmiş kolu sözleriyle tasvir edilen ATİB Kültür Derneği özellikle hedef gösterildi.

ATİB: Mevcut Viyana seçim kampanyasının içine çekilmek istemiyoruz!

Hem hükümet yetkilileri hem de medya tarafından sürekli hedef gösterilen ATİB, hakkında ortaya atılan iddialara yaptığı bir açıklamayla cevap verdi.

2019’un başından beri devam eden incelemelerin henüz tamamlanmadığını vurgulayan ATİB yöneticileri, buna rağmen medyada fiilen yargılanmalarına karşı çıkarak, mevcut Viyana seçim kampanyasının içine çekilmek istemediklerini bildirdi.

Medyada çıkan haberleri veya Maliye Bakanının açıklamalarını anlayamadıklarını, çünkü etkilenenler olarak onlara iletilen herhangi bir bildirimin bile olmadığını belirten ATİB Başkanı Fatih Yılmaz, „Anayasal bir devlette yaşıyoruz. Suiistimal varsa, açık cezalar veriliyor. Ancak, devam eden mali işlemlerde bize bile herhangi bir bildirimde bulunulmamışken medyada fiilen yargılanıyor olmamız uygunsuz.“ dedi.

ATİB derneği yöneticileri, artık sorumlu makamların kararlarını beklemek istediklerini dile getirdi ve basında çıkan önyargılı haberlerin tümünü reddetti. (yenivatan.at)

Relevante Artikel

Schaltfläche "Zurück zum Anfang"