“Türkiye’ye güvenin”

İstanbul seçimleri sonrası Avusturya’nın en çok izlenen kanalı ORF’nin canlı yayınlanan Magazin 1 programına konuk olan Avusturya Türk Kültür Cemiyeti  (TKG) adlı Düşünce Kuruluşu’nun Başkanı Birol Kılıç Avusturya kamuoyuna dikkat çeken mesajlar verdi

VİYANA (yenivatan.at) İstanbul seçimleri sonrası Avusturya’nın en çok izlenen kanalı ORF’nin canlı yayınlanan ORF1 Magazin 1 adlı programına konuk olan Avusturya Türk Kültür Cemiyeti (TKG) adlı Düşünce Kuruluşu’nun Başkanı Birol Kılıç, “ Türkiye bu seçimler ile Suudi Arabistan, İran veya Rusya olmadığını tüm dünyaya ispatlamıştır. Türkiye’de demokrasi ölmemiştir. Türkiye’ye güvenin. Turist olarak gidin. Yatırımcı olarak yatırım yapın. Sapla samanı lütfen birbirine karıştırmayın. Türkiye renkli, farklı düşüncede, duruşta  ve yaşamda olan insanların ülkesidir. Bu Türkiye’nin zayıflığı değil gücüdür dedi.

“İstanbul Belediye Başkanlığına seçilen Ekrem İmamoğlu 800 binden daha fazla oy alarak eşit şartların olmadığı bir ortamda başarı kazanmıştır. Kendisini içtenlikle Viyana’dan tebrik ederiz. Bu bir savaş değil, bir hizmet yarışıdır.”  diyen Kılıç daha sonra şunları ifade etti:

“Sayın İmamoğlu’nun rakibi sayın Binali Yıldırım, henüz seçim sonuçları açıklanmadan İmamoğlu’nu tebrik ederek olgunluk göstermiş, sayın başkan Erdoğan da ayrıca İmamoğlu’nu ertesi gün tebrik etmiştir. Her iki taraf için kolay değil ama son referandum seçimlerindeki çirkin manzaralar aklımıza geldiğinde sevindirici ve olumlu bir gelişmedir. Türkiye’ye ve demokrasisine tüm eksikliklerine rağmen güvenin mesajıdır. En başta Turist olarak bu yaz mutlaka Türkiye’ye tüm Avusturyalıları gönül rahatlığı ile davet etmek isterim. Çünkü o tesislerde her kesimin insanı çalışıyor ve Türkler misafirperver insanlardır. Öbür tarafdan on numara tesisleri bu kadar uygun fiyata bulmak zordur.”

Moderatörün, “Erdoğan seçimden önce İstanbul’u kaybeden, Türkiye’yi kaybeder!” ifadelerini nasıl değerlendiriyorsunuz sorusuna Kılıç şöyle cevap verdi:

 “Sayın Başkan Erdoğan bu konuda çok haklı.  İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu’nun işi çok zor.  Çünkü sayın Erdoğan 2002 yılında AK Parti’nin ilk defa seçimlere katılırken sloganını 3 Y’ye karşı savaş diye açıklamıştı. 3 Y demek Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar. Yani sayın Erdoğan iktidara Yolsuzluklara, Yasaklara ve Yoksulluklara karşı savaş vereceğim oyunuza talibim diyerek iktidara geldi. Bu sorunu tabandan gelen bir insan olarak en iyi bilen kişi kendisidir. Ben bu seçimleri dün gibi hatırlıyorum. 2019 yılına baktığımıza üzülerek ifade etmem gerekiyor ki; İstanbul’un en büyük sorunu “Yolsuzluk”, yükselen “Yoksulluk” ve bir demokratik ülkede olmaması gereken “Yasaklardır”.  Ama Türkiye Avusturya değildir. Türkiyenin PKK ve FETÖ  gibi burada açmak istemediğim, ciddi terör sorunu ve tecrübesi vardır.  Bunu “hem-hal(Empati)” yaparak Avusturya’da anlamaya çalışmalıyız. Öbür tarafdan Ankara Hükümeti’nin dikkat etmesi gereken nokta terör örgütleri ile alakası olmayanların iftira veya kötü niyet yolu ile haksızlık yapılmamasıdır. Bu Avrupa’da ki siyasetçiler, medya ve STK’lar üzerinde ne yazık ki istem dışı başka önyargılar ile birlikte infial ve tiksinti yaratıyor ve tüm basın bunları yazıyor. Bu haberler Türkiye’de yatırım yapacak Avusturyalı İşadamlarını ve özellikle basın mensuplarını korkutuyor. Türkiye’nin kendi ulusal çıkarı için bu sorunları ve önyargıları bize görev derhal ortadan kaldırmalı ve kamu iletişimine önem vermelidir.  Avusturyalılar Türkiye düşmanı değildir. İki ülkede dostlukları artırmak için karşılıklı adımlar atılmalı ve  her ülkenin siyasileri, ağızlarından çıkaracakları ifadeleri tekrar akıldan geçirmelerini rica ederiz.

Türkiye’de insan hakları konusundaki moderatörün sorularına Kılıç, “AB çok zor bir dönemden geçiyor. Siz bu sorunları yüz ile çarpın; Türkiye işte bu zor yolun kanlısından geçiyor. Ama buna rağmen Türkiye’de biz bağımsız bir düşünce kuruluşu olarak insanların  Demokratik Temel Hak ve Özgürlükleri, Basın Hürriyeti, Kuvvetler Ayrılığı ve Hukuk Devleti normlarında çok büyük gerileme ve eksilikler görüyor ve düzeltilmesini  acilen Türkiye’nin kendi çıkarları açısından tavsiye ediyoruz. Türkiye’nin güçlü olabilmesi için tek yol en başta çok sesli demokratik hukuk devletidir.  Bu anlamda biz hala Türkiye’ye güveniyoruz. Bu konuda bir adım atılmaz ise  somut olarak yatırımcı yurtdışından gelmiyor, parası olan Türk İşadamları Türkiye’den yurt dışına az veya çok para çıkarıyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan renkli, farklı üretim yapacak ve ekonominin ihtiyacı, beyin takımları yurtdışına kapağı atıyorlar. Türkiye, dünyada yaşanabilecek en güzel ülkelerden bir tanesidir. Bu anlamda bu eksi gelişmelere, aklı selim bir tavırla dur denmesi, yapılan yanlışlardan geri dönülmesi ve yapılan güzel çalışmalara daha fazla hız verilmesidir.” dedi.

Moderatörün bu anlamda Erdoğan’a güvenebiliyor musunuz sorusuna Kılıç: “Ben sayın Erdoğan’a hala güveniyorum. Çünkü kendisi de hepimizden çok Türkiye’nin en üst düzeyde iyiliğini istiyor ve bu anlamda farklı fikirlere ve amaca ulaştırıcı eleştirilere açık olması gerekiyor. Bu, Türkiye’de karşılıklı saygı ve  kışkırtma yapılmadan mümkündür. Biz bunu annemizden ve babamızdan öğreniyoruz. Kendisi hepimizden Türkiye’yi daha iyi tanımaktadır ve ilk iktidara gelirken hepimizin takdir ettiği ve alkışladığı 3 Y’e (Yasaklar, Yolsuzluk ve Yasaklar) karşı savaş açan seçim sloganını mesala tekrar dikkate almasını en azından diliyoruz.”

 

Relevante Artikel

Back to top button
Close